RPG : MORBUS
KURGU
Kurallar
Rezerve süreniz 1 gündür. 24 saat içinde başvuru formunuzu eksiksiz bir şekilde atmazsanız rezerve ettirdiğiniz karakter tekrar alıma açılacaktır. Uyarı hakkınız 3’tür. Üçüncü uyarınızı aldıktan sonra uyarılmaksızın oyundan atılırsınız. Oyunumuzda huzur bozma veya kurguya uygun davranmamanın sonucu oyundan atılmadır. Anasayfada ve gruplarda rahatsız edici boyutta cinsellik, argo, küfür vb. kullanımı yasaktır. Tespit edilirse uyarı alırsınız. Tweetlerinizde imla ve noktalama işaretlerine uymalı ve özenli tweet’ler atmalısınız. Hesabınızın isim kısmında yönetime bildirdiğiniz isim dışında herhangi bir lakap veya emoji bulundurmanız ve farklı fontlar kullanmanız yasaktır. Ancak isminizi kim olduğunuz anlaşılacak bir şekilde kısaltabilirsiniz. (örn; Melanie Cortez / mel, melanie…) Oynattığınız karakterin gerçek ismini isim olarak seçemezsiniz. Kullanıcı adınızı veya hesabınızı değiştirmek durumunda kalırsanız bunu yönetim hesabına bildirmeniz gerekmektedir, bildirmediğiniz takdirde uyarı alırsınız. Oyunumuza yalnızca 1 karakter ile katılabilirsiniz, ikinci bir karakter almak söz konusu dahilinde değildir. Böyle bir durum ile karşılaşırsak uyarmaksızın oyundan atılırsınız. Oyuna alınmadan önce hesabınızı oyunumuza göre düzenlemeniz, sabitimizi beğenip rt'lemeniz ve bağlantı bölümüne ana hesabın linkini koymanız gerekmektedir. Oyun haricinde takip edebileceğiniz hesap sayısı en fazla 3'tür. Oyun dışındaki tweetlere abartılmadığı sürece rt atabilir(sınır haftada 7 olmak üzere), ancak beğenemezsiniz. Oyunumuzda duyuru, sohbet, out, beğeni ve oyun grupları bulunmaktadır. Duyuru grubunda bulunmanız zorunlu, ancak diğer gruplarda bulunmanız kendi tercihinize kalmıştır. Beğeni grubunda tüm gönderileri beğenmek zorunludur. Haftalık kontrollerde beğenilerin eksik yapıldığı tespit edilirse bir tam uyarı alırsınız. Aktiflik sınırı 4 gündür. Ancak bu, 4 günde bir paylaşım yapacağınız anlamına gelmez. Sizden ana sayfada elinizden geldiğince aktif olmanızı bekliyoruz. Mention ve rt’leriniz aktiflikten sayılmamaktadır. Yapacağınız paylaşımlar kurguya uygun olmalıdır. Oynattığınız karakter kurgunuzda ünlü değilse sahne, mikrofon vb. içeren fotoğraflar paylaşmanız yasaktır. RP dışı yapacağınız paylaşımlarda out etiketi kullanmanız zorunludur. Kurgu içi veya dışında; anasayfada ve gruplarda "kurgunuz harici" siyaset, ırkçılık, birinin şahsına hakaret, aşağılama ya da boş konuşma gibi durumlar söz konusu değildir. Bunu yapanlar tespit edilirse uyarı almaksızın oyundan atılır. Karakterinizin laneti ve gücünden herkese bahsetmemeye özen gösterin. Karakterinize bir güç verirken bunu aşırıya kaçmadan yaptığınıza dikkat edin. kendinize bir lanet ekleyeceğinizi de unutmayın. Oyun içerisindeyken hikayenin akışına uygun olarak karşınıza birtakım olaylar, görevler çıkabilir. Bu görevler/olaylar yönetim tarafından belirlenecek olup, katılımınız beklenmektedir. Fakat bu olaylara karşı verdiğiniz tepkilerin sonuçlarını belirleyemezsiniz. Örneğin, karşınıza çıkan bir canavarın göğsüne hançerle hamle yapabilirsiniz, fakat saplanıp saplanmayacağına ya da canavarın ölüp ölmeyeceğine siz karar veremezsiniz. Oyun içerisinde bu konuda size rehberlik etmek ve sonuçları sizinle paylaşarak sonraki hamlenize karar vermenizi sağlamak için adminler tarafından bir hesap oluşturulmuştur. Aylık izin süreniz maksimum 15 gündür. Özel bir durum söz konusu olursa yönetime bildirerek bu srey uzatabilirsiniz. Karakter değiştirme hakkınız 2’dir. 3. değişikliği yapmanız mümkün değildir. Oyunumuzda MPREG, mommy/daddykink ve baby girl/boy'luk yasaktır.
Başvuru formu
sizin,
yaşınız:
olası bir sıkıntı hâlinde size ulaşabileceğimiz bir hesabınız:oynatacağınız karakterin,
tam adı:
bulunduğu grup: (solo, model vb. ise lütfen belirtiniz.)kurgusal karakterinizin,
adı ve soyadı:
yaşı:
mesleği:
gücü ve laneti: (dilerseniz bu kısımda ayrıntılara yer verebilirsiniz.)
kurgunuzu oyunumuza daha rahat katabilmemiz adına en az on iki cümlelik kurgusu:ayrıca!
karakter kartınızı paylaşırken yatay, karakterin yüzü görülecek şekilde, bir gif ya da iki fotoğraf kullanmanız gerekmektedir. karakter kartına sabitimizin altından ulaşabilirsiniz.
KURGU
Huzurun, sevginin, şefkatin ve neşenin diyarıydı, Izumi. Yaşayan her canlı; doğa, mistisizm ve saygının oluşturduğu çerçevede yaşar, birbirlerine sonsuz mutluluk sunarlardı. Onlar için en önemli husus "yaşa ve yaşat" ilkesiydi. Hâlâ da öyle. Bir bölge hariç, Morbus. Bugün sizlere lanetlilerin, kovulmuşların ve yıkılmışların hikayesini sunacağım. Kemerlerinizi bağlayın, uzun bir yolculuğa çıkıyoruz.Asırlar öncesiydi. İzumi diyarında dört büyük ulus hüküm sürüyordu. Dört farklı ulus olarak gözükseler de onları ayıran tek şey aralarına girmiş olan büyük su kütleleriydi. Hepsi aynı şeye inanıyordu: mutlak sevgiye. Sevgi ile doğar, sevgi ile büyür ve sevgi ile ölürdü bu diyarın sakinleri. Diyarda yaşayanlara ve onlara anlatılanra göre her zaman böyleydi bu durum. Ta ki o karanlık geceye kadar. Morbus ulusu, yıldızların asla sönmediği, gecenin karanlığa hapsolmadığı bir ulustu. Her gece parlak gök cisimleri etrafı aydınlatır, insanlara huzur depolardı.Güneşin batmaya hazır olduğu, yıldızların yavaştan gökyüzündeki konumlarını almaya başlaması gerekn bir saat dilimiydi. Morbus halkının sevilen kraliçesi, doğum için dakika sayar olmuştu. Varisini kucağına çok sevdiği gece saatlerinde almak istiyordu.Gökyüzü kararmaya başlamıştı. Beklenenin aksine gökcisimleri gökyüzünü aydınlatmıyor, göz gözü görmez hâle getiriyordu. Tarih kitaplarında bile böyle bir olay yazmazdı, yazamazdı. Morbus'ta karanlık bir geceye yaradılıştan bu yana rastlanmamıştı. Beklemek istiyordu, kraliçe. Ama karnında onun isteğine tezat gidecek şekilde doğmak için sabırsızlanan birisi vardı.O gece kraliçe, oğlunu kucağına almıştı ama gökyüzü onlara ışığını asla vermemişti.Yıllar yılları kovalarken bu genç oğlan büyümüş, güçlü ve etrafına korku salan birisi olmuştu. Hayır, yanlış okumadınız. Cidden etrafına korku salan birisi olmuştu. Bırakın Morbus'u, İzumi bile böyle birisini görmemişti. Kabaydı, hile kullanmaktan çekinmez, karşı tarafı asla düşünmezdi. Hırslı, kinli ve kıskançtı. Bu kıskançlığı ailesinin ölümünden sonra tahta geçmesi ile daha da büyümüştü. Dahasını istiyordu. Daha çok toprak, daha çok insana hükmetmek... Ama halkı onun aksine naifti. Onlara türlü baskılar kursa da cezalar verse de nafileydi, güçsüzdü onlar.Genç oğlan, merak ediyordu. Kendisi bu kadar hırslıyken neden halkı bu kadar sessizdi? Neden herkes uzun zamandır bu kadar sessizdi? Bu düşüncelerden sonra bu durumu araştırmaya karar vermişti. Ama aradığı bilgiyi basit kitaplarda bulamayacağına emindi, derin bir araştırma yapmalıydı.Genç oğlan; dört ulusun da ortak olarak kullandığı, diyarın en köklü kütüphanesinde aldı soluğu. Aradığı bilgiyi bulana kadar burayı terk etmeye niyeti yoktu da. İnsanları bu denli "sevgi düşkünü" yapanın ne olduğunu bulmak istiyordu. gecesini gündüzüne katmadan araştırma yapmaya başladı. Diyarın tarihini öğrenebileceği her türlü kitabı okudu. Ama neredeyse hepsinde aynı bilgiler yazılıydı. Pes etmek üzereydi. Ümidini yitirmiş bir şekilde son kitaptan başını kaldırmıştı. Son kitap, dedi. Bir kitap daha okuyacaktı.Son aldığı kitapta görmek istediği ve diyar hakkında öğrenmek istediği her şey yazıyordu. Öğrendiği bilgileri kısaca özetlemek gerekirse;
"İzumi diyarında insanların yaşamaya başladığı ilk zamanlardı. İnsanlar, o zamanlar daha farklı bir yaşam sürüyordu. Sevgiye bu denli takık değillerdi. Birçok mistik varlık ile uyum içinde yaşıyorlardı ama dediğimiz gibi, sevgiye bu denli takık değillerdi. Bu mistik varlıklarla uyum içerisinde yaşamaları zamanla onlara bir hediye olarak dönmeye başlamıştı. İnsanlar, güçler ile ödüllendirilmeye başlamışlardı. Bu güçler, doğdukları anda onlara armağan edilir, belirli bir yaşa ve olgunluğa ulaştıklarında kullanmaya başlarlardı."Belki de genç oğlanın en büyük kıskançlığı burdan geliyordur. O, hiçbir güçle kutsanmamıştı." İzumi diyarında, zaman ilerledikçe bazı insanlar karanlık bir varlığın etkisi altına girmeye başlamışlardı. Güçleri için şükranlarını sunmuyor, kötü işlerine alet ediyorlardı. Yüksek insanlar, 4 ulusun yetkilileri, bu durumu fark etmiş ve sebebini araştırmaya başlamışlardı. Tüm araştırmaları tek bir noktaya çıkıyordu: "Shineru" isimli varlığa. 4 ulus yetkilileri, uzun uğraşlar sonucu bu varlığı bir mağraya kilitlemeyi başarmışlardı."Genç oğlan, öğrendikleri ile zafer eşliğinde bir nefes almıştı. Her şeyin kökü buymuş demek, diye geçirdi içinden. Vakit kaybetmeden kütüphaneden ayrılıp mağarayı bulmak için yola koyulmuştu.Mağaranın yerini bulmak hiç kolay olmamıştı ama sonuçta burdaydı. Mağaranın, tüm hayallerini gerçekleştirecek olan gücün, önünde. Mağaranın girişi pürüzsüz bir kaya ile kapanmıştı. Ama bu genç oğlan için bir sorun teşkil etmiyordu. Yıllardır kendini bu an için hazırlamıştı ve basit bir kayanın bunun önüne geçmesine izin vermeyecekti. Kayayı var gücüyle girişten ittikten sonra içeriye girdi. Bir büyü çemberi karşıladı içeride onu. Bir "şeytan" figürü ve onu çevreleyen tuhaf şeyler vardı çemberin içerisinde. çemberi yerle bir etti. Korkusuzca bir tekme savurdu çembere. Ve o andan sonra felaket asla eksik olmadı.Bu olayın ardından genç oğlan, 3 ulusa da savaş açmıştı. Güçlenmişti çünkü. Çok güçlenmişti. Ama güçlenen sadece o değildi. shineru'nun ruhunun serbest kalmasıyla herkes değişmişti. Zorlu bir savaş geçirdi, genç oğlan. Ve beklenenin aksi gerçekleşti. Kaybetti. Shineru, onu yiyip bitirmişti çünkü. Başta kazandığı güç, sadece göz boyaması olmuştu. Shineru, kaybettiği gücü kazanmak için onu kullanmıştı. Başarılı olmuştu da.Bu savaşın sonunda İzumi, eskisi gibi değildi artık. Kalan 3 ulus, Shineru'yu hapsetmeyi başaramamıştı. Ama etkilerini kendi ulusları için en aza indirmeyi büyülü bir kalkan ile başarmışlardı. Fakat Morbus... Aynısını orası için söylemek mümkün değildi. Kirlenmişti artık orası. 3 ulus, Morbus'u lanetlemişti. Lanet beraberinde şunları getirmişti: güçler beraberinde bir uğursuzluğu, laneti getirir. Hiçbir Morbuslu ulusunu terk edemez, görünmez bariyeri geçemez. Sadece diğer 3 ulusun belirli mevkideki kişileri Morbus'a giriş hakkına sahiptir.İşte, bir ulusun yıkılışıydı bu. Morbus ulusu, o günden sonra sadece kendi içinde yaşamayı öğrenen bir halk olmuştu. Tabii bu lanet asla onları yalnız bırakmamış ve bırakmayacaktır.


